Göreceli gerekli-gereksiz bilgi ansiklopedimsi şeysi

Kendi kendimize eğleneceğiz, patırtı yapmayın sığırlığın lüzumu yok


1 Yorum

SKİMSONİK ZUZAYLILAR, CİNLER FALAN FİLAN

Selamun aleyküm la takunyacılar. Yine ebesinin fizanına kadar uzama kapasitesi olan bir yazı yazmaya karar verdim, baştan söyleyim de sonra bana tatava yapmayın.

Şimdi burada beygirden düşmüş Reha Muhtar çirkefliği yapacam . Fakat gerçekten de söylemiştim canını yidiklerim, eşek osurmuyor burada.

http://ennndoplazmikbirkulum.wordpress.com/2012/10/05/178/

bu yazıda neler anlattığımı hatırlayan var mı? Ne hatırlayacaksınız lan olum daha dün ne yediğinizi hatırlamıyorsunuz siz. Şimdi birkaç alıntı yapayım mı, bakalım ne demişim.  ”

Son 50 yıldır bu konuyla ilgili çeşitli haberler medyada geniş yer tutmakta, ufo gören masum köylüler, bu temayla işlenen filmler… Sürekli çıkan olaylar, hatta bu konuda özel araştırmalar yapanlar, kafayı uzaylılarla bozanlar çeşit çeşit s.kimsonik uzay aracı görüldüğünün iddiası. İkiye bölünmüş durumdayız, insanların yarısı dünya dışı varlıkların olduğu ve dünyamızı zaman zaman ziyaret ettikleri konusunda hayli inançlı, diğer yarısı ise duruma kıçıyla gülüyor.

Bence ufolar gerçek arkadaşlar. ”Sen de mi len takunyacı” demeyin, tatava yapmayın açıklayacağım. Dünya dışı varlıklara, sikimsonik yeşil küçük adamlara filan inanmıyorum tabi ki. Ama ilgimi cezbetti, oturdum araştırdım. Evet yemedim, içmedim sizin için s.ke sürülmez bir konu daha araştırdım hehehe. Ama bu araştırma sırasında  bol bol geleneksel tepkimizi vermem gereken bilgilerle karşılaştım.  Geleneksel tepkimiz mi ne? Ayıp ediyorsunuz ama takunyacılar ”ha siktir!” tabi ki başka ne olacak heheh. Neyse konuya girmem gerekiyor ama hala kafam 56 olduğu için nereden anlatmaya başlamak gerekiyor diye düşünüyorum. Ya Allah bismillah deyip klavyeye yardırmaya karar verdim ben de. Öyle ortaya yardırıcam yani :D ”     ”Peki sürekli yapılan bu UFO çığırtkanlığı nedir? Bence Yeni Dünya Düzeni’nin oluşumunu sağlayacak sağlam planlardan biridir. Uçtum mu?!! Eee ben size kemerleri sıkı bağlayın demiştim. Şimdi ”hadi lan oradan” diyecek bir sürü kişi çıkar, bunların hepsi benim araştırdıklarım ve okuduklarımdan çıkarımlarımdır. Aksini düşünebilirsiniz bir şey demiyorum ama hiç okuyup araştırmadan, benim söylediklerimi çürütecek bilgiye sahip olmadan, gelip burada boş boş ”çok saçma yeaaa” diyecekseniz fena bozarım haberiniz olsun hehehe.”

Heh az buçuk hatırladınız he mi?

Şimdi gelen mesajlara cevaben bir şeyler demek istiyorum. Buyurun diyorum. Ey bana hayal dünyasında yaşıyorsun diyen tikican… Her şeyin en doğrusunu bildiğini sanan, görmüş geçirmiş olgun insan ayakları yapan fakat özünde bu hayatta bir sikim yaşamamış, idrak kapasitesi yerlerde sürünen idiopatik idiot… Seni de, o çözünürlüğü düşük egonu da sağ ayağıyla orta açan İbrahim Üzülmez hırsıyla yardırırım arkadaşım.

Evet artık sakinim, devam edelim Uğurcum.

Takunyacılarım  “Ufo yok” derken kastettiğim şey uzaylılar tarafından kullanılan, havada ışık çıkaran sikimsonik araçlardı. Fakat aslında Ufo’lar var. ABD, Hitler döneminden beri sahipti Ufo teknolojisine. Ufo dediğim şey ise, elektromanyetik sevk ile yer çekimine karşı koyarak hareket edebilen, müthiş hızlı araçlardır. Bu insanlar şu an insanlığın en az 25 yıl önünde bir teknolojiye sahipler, en az!!

Japonya’daki tsunami sırasında gözüken Ufo’lar, ABD’deki 51. bölgeden yahut başka gizli bir üsten kalkmadılarsa, beni mide boşluğumdan içeri beygirler tepsin inşallah.  Evet o haberlere çıkan, orada burada video’ları dönen Japonya’daki gök cisimleri (eğer video’lar fake değilse) sahiden Ufo’ydu. Fakat içinde öyle sinek gözlü, koca kafalı, yeşil uzaylılar falan yoktu lan, adamı hasta etmeyin.

 

Peki o Ufo’ların içinde ne vardı? Sizleri Kibar Feyzo’dan bir diyalogla baş başa bırakıyorum.
- İçinde ne vardı?
+ Poh vardı.
- Siktir ule
ABD’deki 51. bölgeye giriş kesinlikle yasaktır. Google Earth’te bile göstermezler 51. bölgeyi, inanmayan denesin, bulun koordinatlarını internetten ve bakmaya çalışın. Simsiyah ekran çıkacak karşınıza.
1947’de vuku bulan Roswell olayında belki gerçekten Ufo kazası olmuştur. Fakat 590. kez yineliyorum, insan yapımı olan ve insan kontrolü altında olan Ufo’lara sahibiz dünya üzerinde.
Trilyon çarpı trilyonlarca galaksisi olan bir evrende muhakkak yalnız değiliz. Fakat çapı 100,000 ışık yılı olan Samanyolu Galaksisi’nde bulunuyoruz. Bir galaksinin çapı bile bu boyuttayken, başka galaksideki canlıların bizi elini kolunu sallaya sallaya ziyaret edebileceğini mi düşünüyorsunuz? Hadi diyelim bu galakside dünyayı ziyaret edebilen uzaylılar var, niye adam akıllı gözülüp bir mesaj vermiyorlar bize ulan? Ne bu sikimsonik gizem ayakları amk evladı? Sen bulunduğun galakside senden başka bir canlı formu olduğunu görsen gidip bi selam vermez misin, hal hatır sormaz mısın, ne ayakmış bu kapuskalar bi tanıyalım deyip yanlarına gitmez misin? Buradan ABD’ye sesleniyorum, madem uzaylılar kaza yaptı ve siz de alıp tekini ameliyat ettiniz, ulan neye göre ameliyat ettiniz elin uzaylısını? Minisküs ameliyatı mı yaptınız, yaptıysanız bile minisküsü var mıydı amk? Ayrıca bu uzaylılar ne kadar şerefsizler, neden kardeşimizi ameliyat etmişsiniz sağolun alın bu 3.000 tonluk uranyumu diye bir jest geçmediler bize? Uzaylılık öldü mü lan? Bağkur’lu falan mıydı bu uzaylı, sigortasına mı güveniyordu amk oğlu? Tamam sakinim. heheheh.
Ufo video’ları ve fotoğraflarında hep 2 çeşit Ufo vakasıyla karşılaşıyoruz.
Aha da varan bir
Aha bu da iki
Bu gösterdiğim 2 fotoğraf belki de fake, bunun bir önemi yok. Sadece Ufo olarak gözlemlediğimiz cisimlerin uçan diske benzer şekillerde ve ışık topunu andıran çeşitli şekillerde belirdiğini göstermek üzere koydum. 1’in yani uçan disklerin ne olduğunu açıklamıştım. Benim de tanık olduğum o ışık hüzmelerinin ne olduğuna gelince… Cinler ışık görünümüne bürünebilir, müthiş hızda hareket edebilir ve birdenbire gözden kaybolabilirler. Hatta koku bile yayabilirler. Televizyondaki, gazetelerdeki, internet’teki Ufo haberlerinin muhtemelen çoğu fake. Fakat aralarında gerçek olanları olduğundan adım gibi eminim, kendim dahi gözlemlemişken böyle bir şeyi inkâr edemem. Fakat hep 2 tür altında çıkıyorlar karşımıza, hep…
Şeytan’a tapan cinler ve şeytan’a tapan insanlar işbirliği halindedir. Bunlar onların oyunlarıdır. Biz bu konu hakkında defalarca uyarıldık. Kuran’dan alıntılar da yapacam yazının devamında.
Şu tarlalara bir gecede çizilen şekilleri biliyorsunuz değil mi? Mel Gibson’ın İşaretler filminde de vardı hani, tarlalara böyle kimi zaman kilometrelerce bir alan üzerine yayılan şekiller bırakıyorlardı bir gecede.
Pitt – nr Winchester, Hampshire 15th Aug 2002
Waden Hill nr Avebury, Wiltshire
22nd Jun 2002
White Sheet Hill, nr Mere – Wiltshire
Reported 25th June 2010
Ve daha bunun gibi birsürü sikimsonik çember şekilleri, garip figürler felan var fotoğrafa alınmış.
Şimdi canını yediklerim, bu ekin çemberleri, gavur deyimiyle “crop circles” günümüzde artık bir sanat uğraşı haline bile geldi, yarışmaları bile yapılıyor. İnsan yapımı olanları da var. Fakat bu gösterdiklerim esrarengiz şekilde bir gecede oluşmuş olanlar. Ve çok daha eski tarihe ait olan ekin çemberleri de var bunlar gibi. Ekin çemberleri yüzünden 1970 yılından itibaren birçok yeni çağ dini bile türedi.
Daldan dala atlayacağım demiştim dimi? Şimdi anlattıklarımdan çok farklı bir konuya geçiyorum. 11 Eylül 2001’e, İkiz Kule saldırılarına gelelim.
11 Eylül 1990’da George Bush, Yeni Dünya Düzeni’ni insanlığa duyurdu. Ne tesadüftir ki tam 11 yıl sonra, 11 eylül 2001’de İkiz Kule terör saldırıları gerçekleşti. İkiz Kule saldırılarının yapılacağını birçok filmde, aklınıza gelmeyecek binbir türlü yerde ima etmişlerdi. Şu sanırım 20 doların kağıttan uçak yapar gibi katlanınca yanmakta olan İkiz Kule şeklinin belirmesi gibi. Ayrıca yine İkiz Kule saldırılarında 11 sayısının birçok yerde karşımıza geçtiğiyle ilgili bilgiler var internette ve birçoğu da doğru. Yani biraz Devlet Bahçeli hesabı bulabilirsiniz bazılarını fakat uçaktaki mürettebat sayısının 11 olmasından, İkiz Kulelerdeki pencerelerin toplam sayısının 11’in katı olmasına kadar birçok şey var.
Tesadüf diye bir şey yok teyyareciler. İnternet’te bir saatinizi ayırıp (azcık İngilizce’niz de varsa) ufak çaplı bir araştırma yaparsanız, 11 Eylül saldırılarının aslında şu ana kadar yaptıkları en büyük ritüel olduğunu gösteren onlarca ve hatta yüzlerce kanıt bulacaksınız. Fakat ben böyle detay konularda okuduklarımı ezberleyip buraya dökmekten sıkılıyorum, ararsanız o kanıtları bulabilirsiniz başka sitelerde. Ben neden 9/11 olduğunun üzerinde duracam.
Kabalistik öğretide bu şekil Tree of Life olarak adlandırılır. Dikkat ederseniz tam 10 büyük noktadan oluşuyor. Şimdi Kabala ile haşır neşir büyümüş Musevi bir ailenin çocuğu olmadığım için hepsinin izahını yapamam size, fakat benim bu yazımda işlediğim konuyu açıklamamıza yetecek olan bilgiyi verebilirim.
10’uncu nokta Tanrı’yı temsil eder. Eğer 9’uncu noktadan, 10’u es geçerek 11’inci noktaya atlarsanız, Tanrı’yı saymamış olursunuz. İşte 11. noktaya ulaşmak, Luciferian’ların arzuladığı şeydir. 9’dan 11’e geçerek, Tanrı’yı hiçe saymak, Lucifer’in öğretisine uymak ve Lucifer’e hizmet etmek…
Bu yüzden 11 Eylül’de, 9/11’da yapıldı o sözde terör saldırısı (Abd’de ay, günden önce yazılır. 11/9 değil de 9/11 denilmesinin sebebi bu yani)
Yani 11 Eylül İkiz Kule saldırısı, Tanrı’ya karşı bir meydan okumaydı. Yaptıkları en büyük ritüeldi.
Tree of Lİfe’taki noktaları biraz daha belirgenleştirirsek şu şekli alacaktır.

 

Şimdi biraz geriye, şu uzaylıların tarlalara çizdiği şekillere dönelim. 1997 yılına dönelim.
urderop Down (near Barbury Castle), Wiltshire
3/4th May 1997
Bak sen şu Allah’ın işine, elin sinek gözlü yeşil uzaylısı Kabalistik öğretiyi biliyor. Heralde Merkür Anadolu Lisesi’nin müfredatında Kabala’yı ders olarak okutuyorlar, yoksa nereden bilecekler! Belki de uzaylı kardeşlerimiz yahudidir, hemen aklınıza kötü şeyler getirmeyin.
Damalı zeminin neyi ifade ettiğinden bin kez bahsettik herhalde
Damalı zeminin neyi temsil ettiğinden hiç bahsetmiş miydim size? Damalı zemin başka boyutlarla iletişim için gerekli ritüellerden biridir. Onun için mason localarında ve mason tapınaklarında muhakkak damalı zemin bulunur. Masonların şekillendirdiği kiliselerde ve birçok filmde de rastlayabilirsiniz damalı zeminlere. Mesela Matrix’te Neo ve Morpheous’un bazı konuşmaları damalı zemin üzerindedir.
Damalı zeminin sahiden de bir büyüsü var. Belki de bu ilüzyonların bir ilişkisi vardır bu konu ile?
Şöyle de masonik bir 3 boyutlu piramid ve damalı zemin temsili vardır. Masonik bir semboldür bu, kuşbakışı piramit görüntüsü de vardır bunda. Boyutlar arası iletişimi sembolize eden bu figür Matrix Reloaded filminde de kullanıldı. Keymaker denen japon emmi başka boyutlara açılan kapıların anahtarlarını yapıyordu, Neo’yu da oraya götürüyordu felan.
Neyse, bakalım uzaylı kardeşlerimiz bu konu hakkında nasıl bir çalışma yapmışlar?
Allah Allaaah, tesadüfün böylesi. Hatta 5-1’lik galibiyet sonrası Aziz Yıldırım’a laf sokmaya çalışan Galatasaray taraftarının deyimiyle: “Te5adüfün böyles1″.

 

Uzaylı kardeşlerimiz bizim masonik sembolün aynısını çızıttırıvermişler.
Psikopat olduğum için birçok siteyi talan ettim. Haberlere çıkmış ve birçok kaynakta yer alan, fake olmadığına inandığım tarla şekillerini koydum o yüzden hep. Bu onlarca hatta yüzlerce şekil arasından, uzaylı kardeşlerimizin bazı dikkat çekici çalışmalarını daha tespit ettim.
Hala anlamadınız mı?
Highclere, Hampshire
21st Jul 2002

Hala mı anlamadınız? YUH!!

 

 

 

 

Ve çok şaşıracağınız bazı çizgi film karakterleri, televizyonda orda burda gördüğünüz tanıdık şekiller daha var.
Piramitler… Güneş… Her şeyi gören göz… Masonik semboller…
Bizi izleyen, hatta bizimle iç içe yaşayan birileri tarafından yapıldıkları çok açık değil mi?
Cinleri algılayamayız, bize başka boyuttalarmış gibi gelirler, fakat aslında onlar da Dünya’da yaşarlar. Zira Hz. Muhammed sadece insanlara değil, cinlere de peygamber olarak göderilmiştir. Onlar aramızda, bizi görüyor, izliyorlar.
Daha kaç kanıt lazım?
Cinlerin varolduğunu ve şeytana tapan cinlerin, şeytana tapan insanlar ile iletişim halinde olduğunu idrak etmeniz, kabul etmeniz için, daha ne kadar götümü yırtmam lazım?
Siz hala Saylon galaksisinin xz-1038 karekök5 adlı gezegeninden gelen teknolojik yeşil uzaylılara inanadurun. amk realitesi gözünüzün önündeyken niye anasının hörekesinde arıyorsunuz gerçeği?
“Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.” En’âm Suresi – 128. Ayet
“Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.” – Fussilet Suresi – 25. Ayet
“Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” – Ahkâf Suresi – 32. Ayet
Canını yediklerim, bu satırlarda şair bayrağa seslenmiyor. Allah, Şeytan’a tapan insan ve cinleri işaret ederek bize sesleniyor. Şeytan’a tapan cinlerin, Şeytan’ı Tanrı kabul etmiş insanların bedenine nüfuz ederek onları yoldan çıkardığına işaret ediyor.  “Ruhumu Şeytan’a sattım” diyen şarkıcıları göstermiştim size değil mi? Kanye West, Katy Perry, Bob Dylan… Bunlar sadece binlercesinin arasından kendi ağzıyla imalı bir şekilde itiraf edenler ve bu kişiler sadece piyon. Mecüc kavmi olduğuna inanan Bush ailesi de piyon…
Bize kendinden üfleyerek hayat vermiş yüce varlık, bize sınav sorularını da veriyor. Bunlar bunlar olacak, senaryo budur diyor. Ve hala yüzeysel bilgiler edinip, Kuran’ı bir kere bile okumadan, İslam nedir anlamadan, “pfff İslam ne yeeaa cami namaz felan” diye çamur atarak elit ve aydın mı oluyorsunuz?
Tamam.
Şimdi bu tarla görüntüleri fake değil, fotoğrafa alınmış kareler. Belki de bazılarını insanlar yapmıştır diyeceksiniz. 1 gecede böyle metrelerce hatta bazen kilometrelerce alana yayılan şekiller yapabiliyorlardır belki insanlar, olabilir. Belki de yakın tarihli bu şekillerden bazıları gerçekten de insanlara aittir. Fakat insanlar dahi yapıyor olsa, kim yapar bu masonik sembolleri? Kimler, sizi neye inandırmak için yapar?
“Onlar” sizi uzaylı teranesine inandırmak için yaparlar…
Bu yazı daha uzar ama yoruldum lan, kuyruk sokumum bel kemiğime girdi amk oturmaktan, gidiyom ben . Arkası yarın pembe dizi kıvamında seri çıkarıyorum size daha ne istiyonuz. Haydi Allah’a emanet olun dürtükçüler sizi heheheh.


Yorum bırakın

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ

Bu site ‘’ Şimdi bu okuduklarım, benim nerede işime yarayacak amk’’ diyeceğiniz, fakat hayatın sürprizlerle dolu olmasından mütevellit nerede işinize yarayacağı belli olmayan, dolayısıyla  göreceli gerekli- gereksiz bilgiler içermektedir. O yüzden fazla tatava yapmayın.

Güzel kardeşlerim bugün vakti zamanında hayli ilgimizi cezbetmiş, üzerine uzaylılar, cinler, iblisler, hatta dev ahtapot gibi türlü sikimsonik hurafeler uydurulmuş olan Bermuda Şeytan Üçgeninden bahsedeceğim. Evet, 30 civarı uçak ve 8 gemi burada esrarengiz bir biçimde kaybolunca, uzaylısından cinine kadar dahiyane fikir üreten arkadaşların ‘’bu rotadan giden itin götüne giriyor, kayboluyor amk, rotayı değiştirelim’’ gibi bir dahiyane fikri neden üretmedikleri başka bir tartışma konusu olmaya adaydır ama nedense hiç tartışılmamıştır.

Bermuda Şeytan Üçgeni, Anlantik Okyanusunda çok sayıda uçak ve geminin kaybolduğu, eskiden manyetik olduğu sanılan fakat günümüzde bir doğalgaz kaynağına ev sahipliği yaptığı düşünülen alanın olduğu bölgenin adıdır.

Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunduğu söylenir (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof kolomb’un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlanamaz cisimlerden bahsedildiği s.ke sürülmez  iddialarda bulunulmuştur. He amk he, uzaylılar orada kamp kurmuş, rakı, beyaz peynir, kavun eşliğinde alem yapıp, geleni geçeni kaçırıyor, sarhoş kafayla milleti saydam masaların üstüne çıkartıp striptiz yaptırıyorlardı.

Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddiaya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi. Kısacası bizim uzaylı, küçük, yeşil adamlar kuru fasulyeyi fazla kaçırmışlar, uzaylı osuruğu nelere sebebiyet veriyor görüyorsunuz değil mi arkadaşlar ehehehe. Bence atmosferde ki zehirli gazların artması da uzaylıların Dünya’dan sürekli kuru fasulye ithal etmesinden kaynaklanıyor.

Ee yani?  Yanisi şu; ataistler bunu da açıklasın ehehehe

Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar . Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve “hidrat” denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde hâline gelirler

Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir:

Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeşir gazlar” erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır . O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.

Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Böylece uçak da , hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.

Şimdi de Bermuda Şeytan Üçgeni hikayelerine biraz göz atalım

5 Aralık 1945’de beş Avenger torpido bombası yüklü uçak Uçuş 19 adı altında Atlantik okyanusundaki normal eğitim uçuşlarına çıktılar. Pilotlar Bahama adaları yakınlarında denizaltı bombalama tatbikatı yapacaklardı. Eğitmen Teğmen Charles Carroll Taylor’un bu tip uçaklarla 2.500 saatlik uçuş deneyimi vardı, herif yememiş içmemiş uçmuştu, diğerleri de en az 300 saatlik uçuş tecrübesine sahiptiler.

Saat 2.10 geçe Fort Lauderdale’den kalktılar ve tatbikat bölgesine geldiler, tatbikatın ismi ‘Navigation Problem1 ‘ di. Grup ilk bombardıman tatbikatını başarıyla yaptı, sonra görevlerinin ikinci kısmı başladı.

O sırada Florida kıyısında uçan teğmen Robert F. Cox, saat 3.00 de bir uçak veya gemiden gelen imdat sinyallerine benzer sesler duyduğunu söyledi. Adamlar ‘’pusulamız bozuldu amk,  uçağı da  kontrol edemiyoruz, iki şişe 45liği devirmiş gibi yalpalıyo pezevenk’’ demişler ve muhtemelen kendileri de çilingir sofrası  terk edilmez diye düşünüp uçağa eşlik ettikleri için  yönlerini kaybetmişlerdi. Daha sonra iletişim kesildi ve Uçuş 19 tamamen ortadan yok oldu.

Donanma, kayıp uçakları bulmak için 7.30’da çalışmalara başladı, training 32, training 49 adlı uçaklar havalandılar, bunlar deniz uçaklarıydı, hatta benzin sızıntısı yüzünden ‘uçan benzin bidonu’ diye isim takılmıştı. Saat 7.50’de bir tanker havada büyük bir infilak ve gökyüzünde on dakika boyunca 120 metreye kadar yükselen alevlerin görüldüğünü rapor etti. Kurtulan kimse bulunmadı, uçak da ortada yoktu.

Sessiz, sakin bir günde 27 adam ve altı uçak kaybolmuştu, donanma ne olduğunu açıklayamıyordu.

58 yıl önce, güneşli bir günde, Florida’daki üsten uçuş 19 ismiyle, 5 uçak, rutin görevleri için kalktı ve ne uçaklardan, ne de mürettebattan bir daha haber alınamadı.

İşte böylece ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’ efsanesi doğdu. Kabaca, Miami, Bermuda ve Portoriko arasındaki bölge hakkında istatistikler tutulmamıştı ama son yüzyıl içinde sayısız uçak ve gemi, içindekilerle birlikte hiçbir iz, enkaz bırakmadan kayboldular.

Kristof Kolomb, o bölgede tuhaf pusula sapmalarından bahsetmişti, demek ki, esrarengiz olaylar yeni değil…ama bölge Şeytan Üçgeni adını ancak 1964 Ağustos’unda Uçuş 19’a katılan uçaklar kaybolunca aldı. Toplam 14 pilot vardı, uçaklar bombardıman uçaklarıydı, karada ve denizde çok geniş arama, kurtarma çalışmaları yapıldı ama ne cesetler, ne de uçakların enkazına rastlandı. Dahası, kurtarma çalışmalarına katılan uçaklardan biri de, 13 mürettebatıyla birlikte kayboldu!

Çok yankı yapan kaybolma vakalarından biri de yine ABD’ye ait Cyclops adlı gemidir. 1918 yılının Şubat ayında yola çıkan gemi Mart ayında Barbados adalarına vardı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Gemi hiçbir iz bırakmadan, içindekilerle birlikte sır olmuştu. Ne enkaz, ne ceset vardı…Cyclops, hala çözülememiş bir sır..

Bir başka esrarengiz olay, S.S Marine Sulphur Queen adlı gemidir, bu bir tankerdi ve Teksas’tan yola çıkmış, Norfolk’a gidiyordu, 3 Şubat 1963’de son kez haber alındı ve ondan sonra gemi ve mürettebat kayboldu. Tek ipucu, tankerin son bulunduğu yerin 40 mil yakınındaki köpek balığıyla dolu sularda bulunan bir can yeleğiydi. Burada ki arkadaşların akıbetinin ne olduğu zaten belliymiş, köpekbalıklarıyla pişpirik oynamışlar.

Uzun lafın kısası insan osurunca etrafındakileri kaçırtır, yani dışarı doğru iter, uzaklaştırır. Ama Atlantis okyanusu osurunca geleni geçeni içine alıyor  amk  ehehehe.

Benden bugünlük bu kadar  canını yediklerim,  bir başka göreceli gerekli- gereksiz yazı da daha buluşmak üzere. Bermuda Şeytan Üçgeninden uzak durun ama kuru fasulyeye devam eheheeh. Haydi eyvallah

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.